|
Tweet |
“BU MİLLETİN, BİR KİŞİ VE PARTİDEN ÇOK DAHA BÜYÜK OLDUĞUNU DÜNYAYA GÖSTERİYORUZ”
“Bu millet bu ülkeyi kolay kurmadı. Bağımsızlık da Cumhuriyet de kolay kazanılmadı. 100 yıl boyunca zor zamanlardan geçtik. Çok kara kışlar gördük. Ama nerede tökezledik, nerede düştüysek hep birlikte daha güçlü ayağa kalktık. Şimdi de kendini milletin üstünde görenler, bu millete istikamet dayatmak isteyenler var. Bu milletin nasıl bir millet olduğunu, bir kişiden, bir zümreden, bir partiden çok daha güçlü, çok daha büyük olduğunu bütün Türkiye’ye ve dünyaya her gün gösteriyoruz. Çünkü bu millet, her şeyi affeder; yoksulluğa, sıkıntıya bile sabreder. Ama iradesini elinden almak isteyenlere sabretmez, onları affetmez. Bu millet sandığın değerini bilir. Sandığına, seçme ve seçilme hakkına her zaman sahip çıkar. Darbeler olur, kimine hemen direnir, kiminde biraz gecikir. Ama eninde sonunda iradesinin arkasında, darbecilerin karşısında olur. Çünkü bilir ki sandık giderse, seçme hakkı giderse her şey tehlike altındadır. Bunu nereden bilir, bunu şuradan bilir: Çanakkale Savaşı’nda bütün bir millet, Çanakkale’yi bırakmamak için, oradan donanma geçmesin, işgal orduları geçmesin diye, Anadolu işgal edilmesin diye can vermiştir. 10 binler toprak altında kefensiz yatmıştır. Ne zaman ki Çanakkale geçilmesin diye dedelerimiz koyun koyuna toprak altında kefensiz yatmasına rağmen, İstanbul’daki tek kişinin bir onayıyla, bir hatasıyla o donanmalar birkaç yıl sonra gelmiş, İstanbul işgal edilmiştir. Bir yönetimin, tek adamın rızasıyla nasıl ki işgal orduları ayak basmıştır, sonrasında Anadolu yedi farklı ordu tarafından taksim edilmiş, işgal edilmiştir. Anadolu’daki çiftçinin tarlasına, bağına, bostanına asker, işgalci askerlerin postalı basmıştır. Köyüne düşman ordusu gelmiştir. Malı, mülkü, namusu tehdit altına girmiştir. O gün millet Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile beraber ayağa kalkmış, şahlanmış, düşmandan yurdu kurtarmış, sonra da kurtarıcısı ile birlikte Cumhuriyet’i kurmuştur. Mustafa Kemal’e kimi krallık layık görmüştür, kimi padişahlık. Kimi Amerikan tipi başkanlık önermiştir, kimi İngiliz tipi krallık. Paşa demiştir ki, ‘Biz milletle birlikte bir Meclis kurduk. Demokrasiyi getirdik. Kararı millet verir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.’”

“SANDIK YOKSA TEK ADAM VE İŞGAL VARDIR”
“İşte Anadolu’nun, Rumeli’nin irfan sahibi güzel insanları bilir ki her tek adam rejiminin sonu hüsrandır. Kendine de hüsrandır, vatana da hüsrandır. Nerede sandık vardır, nerede demokrasi vardır, nerede seçme hakkı, seçilme hakkı vardır; orada huzur, barış, bolluk vardır. Onun için kim sandığa el uzatırsa, kim seçme hakkını almaya kalkar, ‘Kararı ben vereceğim’ derse o bu milletin düşmanıdır. Bu millet o darbecilerin karşısındadır. Bu millet onun için sandığı, namusu bilir, namusu gibi korur. Çünkü sandık yoksa tek adam vardır. Tek adam varsa hata vardır. Hata varsa işgal vardır. İşgal varsa ne malın, ne mülkün, ne namusun garantisi vardır. Onun için sandığımıza, adayımıza, ülkemize, namusumuz gibi sahip çıkmaya devam edeceğiz hep birlikte. Dünyada iki çeşit darbe var. Bunlardan biri sivil, biri askeri darbe. Bu ülke ikisin de gördü geçmişte. Ama bu dünya bugünlerde Türkiye’de olan gibisini görmedi. Geçmişte seçilmiş birine değil; elbette geçen yerel seçimin İstanbul Belediye Başkanı’na, ama esas olarak gelecek seçimin Cumhurbaşkanı adayına, Cumhuriyet Halk Partisi’nin, ülkenin kurucu partisinin Cumhurbaşkanı adayına, geleceğin Cumhurbaşkanı’na darbe girişimi vardır. Bu darbe girişiminin karşısında 10 milyonlarca cesur yürek, 10 milyonlarca Cumhuriyetini, Atatürk’ün emaneti sandığını ve demokrasiyi koruyanlar vardır. İşte ben bugün Mersin’de, Yenişehir’de o iradeye sahip çıkan 100 binleri görüyorum, milyonları görüyorum.”