|
Tweet |
CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararının ardından CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın çağrısıyla kent genelinde protestolar başladı. İstanbul’un 39 ilçesinde eş zamanlı yürüyüş ve basın açıklamaları bugün de sürerken, binlerce yurttaş demokrasi ve halk iradesi vurgusuyla meydanlara çıktı.
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Partimize, ülkemize, demokrasimize sahip çıkıyoruz. İstanbul’un 39 ilçesinde eş zamanlı yürüyüş ve basın açıklaması yapıyoruz. Yürüyüş lokasyonları için ilçe başkanlıklarımızdan bilgi alabilirsiniz” ifadelerini kullandı. Çelik’in Kadıköy’deki buluşmaya katıldı.
Kadıköy’deki yürüyüş, Süreyya Operası önünde başlayacak. Yürüyüşün CHP Kadıköy İlçe Başkanlığı önünde sona ermesi beklenirken, çok sayıda yurttaşın yanı sıra sendikalar ve siyasi parti temsilcileri de alanda yer aldı.
Eylem boyunca “Kayyumlar gidecek biz kalacağız”, “Özgür CHP, özgür Türkiye” ve “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları atıldı. Kalabalığın İl Başkanı Çelik’in katılımının ardından ilçe binasına doğru yüründü.
Yürüyüşten sonra bir açıklama yapan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, "Emeklileri 20 bin lira ile yaşamak zorunda bırakan, emekçiyi 28 bin lira ile yaşama zorunda bırakan bir ceberrut iktidar her gün gerçekleştirdiği şafak operasyonları ile 19 Mart darbesiyle, 21 Mayıs darbesiyle emekçinin emeklinin ekmeğini, esnafın ekmeğini bugün biraz daha küçültmüştür" dedi.
"Bir ahlak meselesinden bahsediyorlar. Nedir ahlak? Halka hizmet, Hakka hizmet meselesine inanmaktır. Ekrem İmamoğlu 2019’dan bu yana görülmemiş hizmetler gerçekleştirmiştir. Çocuk kreşileri açmıştır, öğrenci yurtları açmıştır, yeşil alanları yurttaşların kullanıma sunmuştur, kentin alt yapı çalışmalarını gerçekleştirmiştir ve sadece tek bir gerekçe ile Silivri zindanındadır" diyen Çelik şunları söyledi:
“MESELE CUMHURİYET HALK PARTİSİ MESELESİ DEĞİLDİR”
“İki gün önce İstanbul İl Binasının önünde bir şey söylemiştim. Mesele Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değildir. Mesele demokrasi meselesidir. Mesele Anayasal düzen meselesidir. Yapılan saldırı sadece Cumhuriyet Halk Partisi’ne değil bütün toplumsal muhalefete yöneliktir. Seçmenin önünden, yurttaşların önünden sandığı kaçırmaya çalışan, demokrasiyi askıya almaya çalışan, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya çalışan bir anlayış var demiştim. İki gündür görüyoruz ki mesele Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değil. Burada siyasi yelpazenin her tarafından siyasi partiler var, sivil toplum kuruluşları var, sendikalar var. Darbelerin karşısında duran, demokrasiye sahip çıkan, Anayasal düzene sahip çıkan bütün siyasi partilere, sendikalara, kadın örgütlerine, sivil toplum kuruluşlarına, meslek örgütlerine yürekten teşekkür ediyorum.
“HALKIMIZA BİR BAYRAMI DAHA ZEHİR ETTİLER”
Bugün Kadıköy’deyiz. Kadıköy İlçesi’nde siyasi partilerin, meslek örgütlerinin, yurttaşlarımızın, sendikaların yürüyüşü ama İstanbul’un 39 ilçesinde her ilçemizde ayrı ayrı yürüyüşler gerçekleştirildi. Şu an İstanbul ayakta, Türkiye ayakta ve 86 milyon yurttaş demokrasiye sahip çıkıyoruz. Bir bayram arifesindeyiz, halkımıza bir bayramı daha zehir ettiler. 19 Mart darbesiyle, 21 Mayıs darbesiyle 100 milyar doları yaktılar. 3 günde yine milletin ekmeğini küçülttüler. Emekliler 20 bin lira sefalet ücretiyle yaşamak zorunda kalıyor. Emekçiler 28 bin lira asgari ücretle yaşamaya çalışıyor. İstanbul’da bir evin ortalama kirası 30 bin lira 40 bin lira. Ancak emeklileri 20 bin lira ile yaşamak zorunda bırakan, emekçiyi 28 bin lira ile yaşama zorunda bırakan bir ceberrut iktidar her gün gerçekleştirdiği şafak operasyonları ile 19 Mart darbesiyle, 21 Mayıs darbesiyle emekçinin emeklinin ekmeğini, esnafın ekmeğini bugün biraz daha küçültmüştür.
Mesele Silivri meselesi değildir, Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değildir. Silivri’deki kumpas davalarının Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik saldırıların, muhalefete yönelik saldırıların, özgür basına yönelik saldırıların pazardaki enflasyonla bağlantısı vardır, yurttaşların mutfak masrafı ile bağlantısı vardır, yaşam maliyeti ile bağlantısı vardır. Bu karanlık anlayışın karşısında, bu ceberrut anlayış karşısında hep birlikte güçlü bir mücadeleyi kararlı bir mücadeleyi sürdüreceğiz. Bu karanlık anlayışı bu topraklar dan silip atacağız. Bugün, yine güne bir şafak operasyonları ile uyandık. İçlerinde il başkan yardımcılarımızın, meclis üyelerimizin, parti delegelerimizin, yüksek disiplin kurulu üyesinin olduğu 13 kişi Çağlayan Adliyesi’nde yine bir iftiraname ile yine bir gizli tanık ifadesiyle arkadaşlarımız hedef gösteriliyor kurultaya yönelik sorular soruyorlar, İstanbul Kongresine yönelik sorular soruyorlar. Tamamen sosyal medya dedikoduları ile tutsak edilmiş insanların etkin pişmanlık ifadeleri ile iftiranameleri ile her gün yeni bir operasyonla gerçekleştirdikleri darbelerin altını doldurmaya çalışıyorlar.
Genel Başkanımız Özgür Özel Genel Merkezimizde görevinin başındadır. Biz sokakta meydanlarda görevimizin başındayız işte toplumsal muhalefet burada kenetlenmiş durumda. Bir ahlak meselesinden bahsediyorlar. Nedir ahlak? Halka hizmet, Hakka hizmet meselesine inanmaktır. Ekrem İmamoğlu 2019’dan bu yana görülmemiş hizmetler gerçekleştirmiştir. Çocuk kreşileri açmıştır, öğrenci yurtları açmıştır, yeşil alanları yurttaşların kullanıma sunmuştur, kentin alt yapı çalışmalarını gerçekleştirmiştir ve sadece tek bir gerekçe ile Silivri zindanındadır. O da güçlü bir iktidar ortaya koyduğu için Ekrem İmamoğlu tutsak vaziyettedir. Belediye başkanlarımız ilçelerinde etkin çalışmalar gerçekleştirdiği için halka hizmet edip toplum bağ kurdukları için tutsak vaziyettedirler. Gazeteciler halkın gerçek haber alma hakkını savundukları için ahlaklı ve namuslu gazetecilik yaptıkları için tutsak vaziyettedirler.
"BU TOPRAKLARA MONARŞİYİ GETİRMEK İSTİYORLAR"
Bu yönüyle ahlaklı insanlar direniştedir, ahlaklı insanlar kesintisiz bir mücadelenin içerisindedir. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu da, tüm siyasi tutsaklarda, tüm tutsak gazeteciler de tüm tutsak öğrencilerde ahlaklı bir şekilde bu ülkenin demokratik mücadelesini, özgürlük mücadelesini verdikleri için tutsak vaziyettedirler. Bir tarafta hırsı aklının önüne geçmiş bir avuç azınlık ve emparyalist güçlerin desteği ile kara düzenini sürdürmek isteyen ceberrut iktidar vardır. Bir taraftada kenetlenmiş milyonlar vardır. Bu karanlığı bu topraklardan hep birlikte söküp atacağız. İki gün önce söyledim 19 Mart darbesinden 3 gün önce 21 Mayıs darbesinden bir gün önce Trump’la görüşenler emperyalist güçlerine desteğini arkasın alarak Türkiye’yi Orta Çağ karanlığına sürükleme çabası içindeler, demokrasiyi askıya alıp bu topraklara Monarşiyi getirmek istiyorlar.
Bunu yaparken de sandığın sembolik olduğu bir biçimde gerçekleştirmek istiyorlar. 90’ların hayalini kuruyorlar. Türkiye’de sosyal demokratlar sol bölünmüştü ve yüzde 24’le İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kazanmışlardı. Sol partilerin bölündüğü bir zeminde yüzde 24 ile İstanbul’a iktidara geldiler. Şimdi de CHP’yi bölerek toplumsal muhalefeti dağıtarak, abluka altına alıp ayrıştırarak yine 90’larda olduğu gibi tükenmiş iktidarlarını sürdürmek istiyorlar. Bunu da emparyalist güçlerden güç alarak gerçekleştirmek istiyorlar. Bu bir demokrasi mücadelesi Anayasal düzen mücadelesi diyoruz ya aynı zamanda tam bağımsız Türkiye mücadelesi diyoruz. Tam bağımsız Türkiye diyenler kazanacak, barış diyenler kardeşlik diyenler kazanacak hep birlikte kazanacağız ve bu ceberrut iktidarı hep birlikte göndereceğiz ve Türkiye’de barış içerisinde kardeşlik içerisinde huzur içinde bir Türkiye’yi egemen kılacağız"