|
Tweet |
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 66’ncı toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda 7-8 Temmuz'da Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi hazırlıklarını, dış politikada son günlerde yaşanan hadiseleri, İran krizinde varılan mutabakatı ve bölgemiz için sonuçlarını, dış ticaret cephesindeki güncel gelişmeleri etraflıca değerlendirdik. Kabine Toplantımızda aldığımız kararların ülkemiz, milletimiz ve devletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
“SAVAŞA BENZİN DÖKENLERDEN DEĞİL, BARIŞIN SESİNİ YÜKSELTENLERDEN OLDUK”
İşte en son İran'ı ve Körfez bölgesini etkileyen çatışmalarda olduğu gibi, Türkiye en zor krizleri bile son derece başarılı bir şekilde yönetiyor. İsrail'in tertip ve tahrikleriyle 28 Şubat'ta başlayan savaşta dün gece çok önemli bir adım atıldı. Amerika ve İran arasındaki çatışmaları sonlandırmaya dönük mutabakata varıldığı açıklandı. Böylece aylardır diken üstünde olan bölgemiz rahat bir nefes almış oldu. Biliyorsunuz Türkiye olarak, İran'a saldırıların ilk gününden itibaren daima sağduyulu, serinkanlı ve diplomasiyi önceleyen bir tutum içinde olduk. Provokasyonlara gelmedik, hakkaniyeti elden bırakmadık, komşuluk ve kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine izin vermedik. Müttefiklerimiz ve Körfez'deki kardeşlerimizle iş birliği içinde hareket ettik. Savaşa benzin dökenlerden değil, barışın sesini yükseltenlerden olduk.
Kardeş ülkemiz Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen çabalara Katar ve Suudi Arabistan ile birlikte çok güçlü destek verdik. Eş zamanlı olarak bölgemizi daha fazla bölmeyi, kardeş halklar arasında kandan duvarlar örmeyi amaçlayan sinsi oyunlara bigâne kalmadık. Gün oldu Yunus'un diliyle konuştuk, gün oldu Yavuz'un diliyle konuştuk, gün oldu bin yapıp bir konuştuk ama her defasında Türkiye'nin hak ve hukukunu kararlı şekilde savunduk. Neticede coğrafyamızla birlikte tüm dünyayı uçurumun eşiğine getiren bu krizde, Allah'a hamdolsun, tek bir vatandaşımızın dahi burnu kanamadı. Kardeşi kardeşe kırdırma planları amacına ulaşmadı. Türkler, Araplar, Kürtler ve Farslar arasında yeni fitne ateşleri yakma girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı.
“BİZİM DE KATKILARIMIZLA VARILAN MUTABAKATTAN TÜM İNSANLIK ADINA BÜYÜK MEMNUNİYET DUYUYORUZ”
Elbette bölgemizde yaşanan korkunç yıkımı, okul sıralarında katledilen masum yavruların dramını, uluslararası hukukun pervasızca ayaklar altına alınmasını hiçbir zaman unutmayacağız. Ama aralarında masum yavruların da olduğu binlerce sivilin hayatına mal olan bu anlamsız savaş defterinin artık kapandığına inanıyoruz. Bizim de katkılarımızla varılan mutabakattan bölgemiz ve tüm insanlık adına büyük memnuniyet duyuyoruz. Mutabakatın, bölgemizde kalıcı barış ve istikrarın tesisine giden yolu ardına kadar açmasını ümit ediyoruz.
Aylar sonra bölgemize ve tüm dünyaya rahat bir nefes aldıran bu önemli mutabakata ulaşılmasında emeği geçen başta Amerikan ve İran liderliği olmak üzere herkesi gönülden tebrik ediyorum. Arabuluculuk görevini layıkıyla yerine getiren Pakistanlı kardeşlerimizle, müzakerelere desteklerini esirgemeyen Katarlı ve Suudi kardeşlerimize aynı şekilde tebriklerimizi iletiyorum. Çatışmaların tarafı olmadıkları halde zarar gören, füzelerin ve dronların hedefi olan kardeş ülkelerimize de bir kere daha geçmiş olsun diyorum.
“TÜRKİYE BU SÜREÇTE DE ÜZERİNE DÜŞENİ YAPACAKTIR”
Tabii burada şunu da açık açık ifade etmek durumdayım: 28 Şubat'tan beri kimin barış istediği, kimin de savaşın devamından yana olduğu çok net görülmüştür. Tüm umutlarını bölgemizde silah seslerinin susmamasına bağlayanlar, gayet iyi biliyoruz ki, barış ikliminin güçlenmesinden rahatsız olacaklardır. Daha evvel defalarca yaptıkları gibi, bu sürece de çomak sokmak için ellerinden geleni yapacaklardır. Ellerinde Filistinli ve Lübnanlı masumların kanı olan katliam şebekesinin dün ve bugün yaptığı açıklamaları bunun işaretleri olarak görüyoruz. Dolayısıyla imzaların atılacağı güne kadarki süreçte gerilimi tırmandıracak her türlü söylem ve eylemden uzak durulması, sabotajlara karşı çok ama çok dikkatli olunması gerekmektedir. Türkiye bu süreçte de üzerine düşeni yapacaktır. Mutabakatın hayırlı olmasını diliyor, Rabbim ülkemizi ve bölgemizi bu tür gerilimlerden muhafaza eylesin diyorum.
İran krizinin ilk gününden itibaren hükûmetimizin politikalarına destek vermek yerine köstek olmaya çalışanları ise bugün bir kez daha Allah'a ve aziz milletimizin tertemiz vicdanına havale ediyorum. Gözleri şahsi ikballeri dışında hiçbir şey görmeyenler bilsinler ki, biz sizin Türkiye'ye hiçbir faydası olmayan polemik siyasetinizden yüz çevirdik. Siz dış politika gibi tecrübe gerektiren, bilgi, birikim gerektiren, omurga gerektiren, yerli ve millî duruş gerektiren alanlarda ahkâm kesmekten vazgeçin. Bunun yerine gidin, koltuk peşinde koşun, salon kapmaca oynayın, en iyi bildiğiniz iş olan birbirinizin kuyusunu kazın. Biz sizden ihsan istemiyoruz. Gölge etmeyin, bu bize yeter diyoruz.