
İyi günler çürümüş dünyamın ‘’kokuşmuş’’ pardon pirüpak nur yüzlü insanları;
Size yüzünüzü ekşitip geçtiğiniz çöplüğün içinden sesleniyorum.
Sizinle basit bir dünyanın ironik anlatımı olabilir miyiz?
Aslında hiçbir mantığı olmayan teorilerin arasında sıkışıp kalmış gibi değil miyiz?
Sınıflandırılmanın kahrolasıca yüküyle,
Ertelediğimiz tüm heyecanların altında iki büklüm yaşama mecbur edilmiş değil miyiz?
Garip bir tren yolculuğunun
Sonsuz seyahat hakkı kazanmış ruhsuz yolcularıyız aslında.
Beynimizi kemiren milyonlarca kurda aldırmadan
Alışıyorken bu saçma yolculuğun sarsıntılarına,
Girdiğimiz tünellerin karanlığından korkmayacak kadar büyüdük galiba.
Yeniden âşık olamayacak kadar büyütüldüğümüzün farkına vardığımızda
Ve duracak hiçbir istasyonun kalmadığını gördüğümüzde,
Panikle birbirimizin kompartımanlarında zoraki misafirlikler yaşıyoruz galiba.
Rayların kulak tırmalayan gıcırtısında,
Yarın bir öncekini parçalamış bir sabahın kanlı kollarında uyanacağız.
Birbirinin katili günlerin gecelerine nasıl savunmasız uzanabildiğimizi
Gündelik ölüm ve doğumlara nasıl bu kadar alışabildiğimizin idrakında değilim.
Yalancı ve çiçek aldatan bir bahar aldım kendime dün gece
Kitap arasında kurumaya bırakılacak hüsran bir miktar.
Kırlangıçlar buldum ve serçeler…
Kanadı kırılgan hikâyeler.
Yeni yasaklar koydum zihnime,
Kandan ve orospulardan bahsedilmeyecek.
Noktasına virgülüne dokunulacak bir hayat budadım,
Yedi veren gülleri derilecek.
Küçük bir not kâğıdına yazıp aynama astım,
Bundan sonra umuttan daha çok bahsedilecek.
İyi geceler karanlık dünyamın ‘’küçük’’ pardon devasa insanları…
Size cehennemin dibinden sesleniyorum,
Ben aslında koca bir yalancıyım,
İnanın ne yazarsam yazayım dünya asla değişmeyecek…
Aylin../Kırık ayna yansımaları / Bildiri...