
LAİKLİK BU ÜLKENİN VE CUMHURUNUN ÇİMENTOSUDUR. YIKMA BOZMA YOK SAYMA TANIMAMA UĞRAŞILARINIZ BEYHUDEDİR....
Laiklikten zarar görenlere; Siz geçmişimizi iyi bilmeyenlere; Laiklik cevabımdır:
Fedakar ülkemde kaostan beslenen monşerler, uydu ve proje kiralık elemanları ile üzerinde çalışılmakta olan Anayasamızın ilk dört maddesi üzerinden özellikle laiklik konusu ile koro halinde yakından ilgilenmeye başladılar.
Soruyorum şimdi?
Kalemşör gazeteci, bilim adamı, din görevlisi, akademisyen, bürokrat ve siyasetçi kardeşim, şu ana kadar laiklikle yaşadın da son on yılı ikide bir öne sürerek neden eleştiri yapıyorsunuz?
Diyorum ki son yirmi den fazla yıldır ülkeyi yönetenler bizim seçtiklerimiz değilmiydi?
Evet can ülkemde siyonist ve kapitalist sistemlerce başörtüsü ile, siyasi söylemler ile, şiirler ile, eleştiri içeren yazılar ve makalelerinde sarf ettikleri söz ve söylemlerinden dolayı kişi ve kurullar çok haksızlıklara maruz kaldılar.
Özellikle siyasetçi, bilim adamı, gazeteci, yazar ve öğrencilerle çok uğraşıldı. Hatta Tanklarla caddelerde balans ayarları verildi.
Bu yapılanlar karşısında demokratik haklar ihlal edilirken kimsenin sesi çıkmadı da, şimdi ne,? oldu da dünyada özellikle laikliğin ana vatanı Fransa'dan bile üst seviyede en haklı bir şekilde uygulanabilen laiklik gömleğimizi çıkaralım veya yeniden tarif edelim diye akla ziyan ve toplumu geren kutuplaştıran görüşler kulislerde dolaşır oldu.
Yazık efendiler yazık.
Bu ülke geçmişten günümüze haklı veya haksız gerekçelerle bey ve beylikler kurup yok olmuştur.
Sonuçta emperyal güçlerin yedi düveli ile yapılan Milli mücadele ve Kurtuluş savaşı sonucu Bu günkü Misakı milli sınırları çizilerek; tek vücut olarak din ve diyanetin birbirinde ayrı organlar olarak işlev görmesini bunları da denetleyen mercinin devlet mekanizmasın oluşturduğunu laiklik ilkesini benimseyerek uygulamıştır.
Şimdi o monşerlerin has adamlarına sesleniyorum:
Siz kimin tarafındasınız? Bu ülkeden elinizi ayağınızı dilinizi çekin. Bu necip millet gerektiğinde bir destan daha yazar.
Sözümü kurucu banimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK' ün bir sözü ile bitirmek istiyorum;
""Hattı Müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh ki vatandır."'
Daha müreffeh ve ayakları üstünde dik duran kendinden emin ve en üsteki tabaka ve en alt tabaka ile herkese eşit, hak ve adaletten ayrılmadan örnek olan bir ülke için;
""Ne mutlu Türküm Diyene" “ Kamuoyuna Saygılarımla içinizden biri 12.09.2026
Hulusi Kazandere