|
Tweet |
UZMANLARDAN DEPREM ANALİZİ
Depremin hemen ardından, yer ve deprem bilimciler bölgenin tektonik yapısını kritik bir şekilde değerlendirdi. Prof. Dr. Naci Görür, sosyal medya üzerinden deprem ile ilgili yaptığı paylaşımda, depremin ne kadar önemli bir konu olduğuna değinerek şu ifadelere yer verdi: “Deprem nasıl oldu, nerede oldu, artçı mıydı, öncü müydü diye tartışmak yerine, gelin Muğla’yı deprem dirençli yapalım demek daha doğrudur.” Naci Görür, kamuoyunda sıkça dile getirilen “kentsel dönüşüm” kavramının, mevcut haliyle depreme direnç sağlamadığını belirterek uyarıda bulundu: “Yalnız bugünkü kentsel dönüşüm, deprem dirençlilik değildir.” Bu açıklama, son yıllarda artan deprem riski ile birlikte şehirlerin, sadece bina yenilemekle kalmayıp, bilimsel verilere dayalı, bütüncül bir planlama ve denetim ile afetlere hazırlıklı olmaları gerektiğine dair yapılan çağrıların bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
DEPREMLERİN KAPASİTESİ
Prof. Dr. Şükrü Ersoy, bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada, bu depremin hasar verebilecek büyüklükte olduğunu belirtti. Bozburun Yarımadası açıklarında bulunan depremin 67-80 km derinlikte gerçekleştiğini ve bu durumun yer kabuğundaki bir depremin ötesinde, daha derin bir katmanda olduğunu ifade etti. Rodos kuşağının Türkiye’ye yakın en tehlikeli bölge olduğunu belirten Ersoy, şunları ekledi: “6’ya varan çok deprem var, ama bu bölgenin kapasitesi 5,8 ile bitmez. Daha büyük depremler üretebilir.” Ayrıca, bölgenin Helen-Kıbrıs Dalma-Batma Zonu’na bağlı olduğunu ve dolayısıyla yüksek risk taşıdığını ifade etti.