Anasayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle

Sitene Ekle Künye Arşiv  İletişim  rss  
ANASAYFA VİDEO GALERİ FOTO GALERİ İLETİŞİM  
 
Eczacılar 16 Ekim’de greve gidiyor
Benzin ve motorine 24 saat geçmeden
Aydın Sezgin: Düşe kalka dış politika
Bu geceden itibaren benzine 62 kuruş,
Gazeteciler Sendikasından 14 Partiye Dilekçe


Aydın Haber Merkezi - CEHALET Ve KADIN
CEHALET Ve KADIN BU YAZININ EKLENME TARİHİ 07-08-2022 / 04:33 | BU YAZI TOPLAM 424 KEZ OKUNDU.
   
SEBAHAT KARAGÖZ
doga_do@hotmail.com
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
CEHALET VE KADIN

 Afganistan’da okuma- yazma oranı erkeklerde %2 kadınlarda %1 Amerika yıllardır yalnızca savaşmayı öğretmiş bu insanlara.

Şaşırdık mı?

Hayır!

Çünkü emperyalist ülkeler sömürgelerinde asla eğitimli, bilinçli insan istemezler!

Tarih bunun örnekleriyle dolu.

Bizzat kendi yaşadıklarını anlattığı kitabında Solomon Nortop bu konuya dikkat çekiyor.

Okuma yazma bilen insanların ölümle cezalandırıldığını söylüyor.

Topluluklar cahil bırakılarak baskı ve zulümle tahakküm altına alınır.

Peki cahil insanı nasıl tanımlayabiliriz?

Cahil insan kabadır ve bastırılmış güdülerini kontrol edemez.

Cahil insan kendini dünyanın merkezi sanır güvendiği tek şey kaba kuvvetidir.

Cahil insanın fikri yoktur, kendine yakın hissettiği kişilerin fikirlerini benimser ve savunur.

Cahil insan aslında korkaktır, karşısındaki herkesi kendisine her an kötülük yapacakmış gibi görür. Bu yüzden sğrekli tetikte ve huzursuzdur.

Cahil insan bomba gibidir; pimi çekilmezse öylece durur bir kenarda.

Cahil insan boynuna ip takıp istediğiniz gibi oynattığınız asla gücünün farkında olmayan fil ya da ayı gibidir!

Yani potansiyel bir kuvvete sahiptir.

Bu güç bir gün konrolden çıkarsa ortalık kan gölüne döner.

Cahili eğitmek hiç de kolay değildir bunu başarabilecek tek kişi ANNEDİR!

Şimdi söyleyeceğim şeyi lütfen düşünün

"Toplumun çekirdeği aile ve ailenin öğretmeni ANNEDİR!

Yani KADIN!

Siz kadına öğretmenlikten el çektirirseniz, toplumu cahil kılarsınız ve kolayca boyunlarına tasma takarsınız! "

Anladınız mı KADININ yalnızca tüketici bir sex objesi olmadığını?

Yani KADININ toplumun ana taşıyıcı kolonu olduğunu?

Bilinçli KADINLARLA ancak bilinçli toplumlar yetiştirilebileceğini anladınız mı?

Öyleyse lütfen bunu herkese anlatın!

Saygılarımla

Sebahat Karagöz – ALINTIDIR  AHMET KISA

 SÖZÜM MECLİSTEN DIŞARI!

Yazımın başında hemen belirteyim; sözüm meclisten dışarı!

Daha önce de sık sık dile getirdiğim bir konuya bugün farklı bir pencereden bakacağım.

Son zamanlarda sık sık duyduğumuz "Ayrışıyoruz!" feryatlarının temelini anlamak için çocukluğumuza gitmemiz lazım.

Bizim değil Cumhuriyemizin çocukluğuna.

Gıdım gıdım toprak ve kan kaybeden 623 yıllık koskoca imparatorluk savaşlardan, baskılardan ve yokluktan bitap düşünce; düşman bir anda AORT damarını patlattı ve inanılmaz bir mücadele başladı.

Asker yetmedi bu vatanı savunmaya!

Yaşlılar, kadınlar hatta çocuklar bile güçleri oranında kurtuluş için düşmana kafa tuttu.

Sonunda KAZANDIK!

Öyle ki Dünya şapka çıkardı bu görünmeyen güç karşısında.

M. KEMAL ATATÜRK önderliğinde bu bir avuç insan "CUMHURİYET!" dedi.

İşte o günden başlayarak her alanda hızla yenileşme çalışmaları başladı.

Gel gelelim halk cahil, yokluk had safhada...

Atatürk "Bunlar cahil yaaa! Ne anlarlar Cumhuriyetten, yönetimden?" demedi aksine eline tebeşiri alıp onlara okuma yazma öğretti, onları dışlamadı.

Modern dünyayı tanıttı.

Onlar gibi özgür, müreffeh ve huzur içinde yaşamın herkesin hakkı olduğunu, bunun için çok çalışmaları gerektiğini, her şeyden önemlis de bunu başarabilecek güçte olduklarını söyledi.

Daha da ileri gitti ve "Köylü bu milletin EFENDİSİDİR!" diyerek onları yüreklendirdi.

Peki sonra ne oldu?

Hazırcılar gelip

"Ülen cahiller, bi çekilin kenara! Gidin köyünüze; çiftle, çubukla uğraşın!

Biz mürekkep yalamış insanlar olarak bu ülkeyi yöneteceğiz!" dediler ve o kahramanları dışladılar.

Zavallılar köylerine dönüp, kendi kendilerine hayatlarını sürdürmeye çalıştılar.

Devleti yönetenler(!) yalnızca seçim zamanı onları hatırladı.

Bizim Aydınlar(!) semirdi, zenginleşti ve köşe başlarını tuttular.

İşlerini yürütmek için en kötü yerlerde çalıştırdılar bu insanları.

Her alanda ara gittikçe açıldı!

Yani etlerinden, butlarından, sütlerinden faydalandılar ama onları hep horladılar, insan yerine koymadılar.

İkiye bölündü Türkiye; Zenginler-Fakirler, Ağalar-Marabalar, Patronlar-İşçiler...

Sonra scala genişledi; Köylüler- Kentliler.

Biraz daha açıldı ara; Okumuşlar- Okumamışlar.

Her gün yeni yeni farklılıklar ortaya çıktı; Doğulular-Batılılar...

Haliyle hemşehricilik başladı; Vanlılar, Trabzonlular, İzmirliler, İstanbullular, Çorumlular, Yozgatlılar...

Herkes birbirini dışlamaya başladı.

"Yozgat’tan adam çıkmaz!"

"Çorum’dan adam çıkmaz!"

İnsanların yaşam tarzlarını sorgulamaya başladılar!

"Şalvarlı!"

"Kasketli!"

"Görgüsüz!"

"Hanzo, kıro, ayı!"

Bir kesimi kıllı-börtlü, kaba -saba, bir kesimi aptal-cahil diye tanıtıp; fıkralar uydurdular, filmler yaptılar, dalga geçtiler.

İnsanlar yine sabretti ama oyun bitmedi.

İnançları ve etnisiteyi ortaya attılar.

"Alevi-Sunni, Türk - Kürt"

Yıllarca birbiriyle can kardeş olmuş insanları ayrıştırmaya, o mezhep, bu mezhep diyerek bu vatanın evlatlarını birbirine düşürmeye çalıştılar.

Baktılar ki olmuyor; milli ve manevi değerleri ortaya atıp onlarla toplumu çatıştırmaya çalıştılar.

Zavallı insanlar çiftini, çubuğunu, tarlasını bırakıp daha iyi bir yaşam umuduyla göç etmeye başladı.

Yani kendi kendilerini o plancıların kucağına attılar.

Bu durumda herkes tanıdığıyla, köylüsüyle aynı yerleri tercih etti yani gettolaşma başladı ki bu Toplum Bilimciler tarafından asla tasvip edilmeyen bir durumdur.

Bu sefer kabile kavgası gibi mahalle kavgaları başladı.

Aslında Kurtuluş Savaşı sonrası Atatürk sınırlarımızı çizdi ve noktayı koydu ama Emperyalistler noktalı virgül koyarak ulaşamadıkları emellerini gerçekleştirmek için hergün biraz daha bilendi ve üstümüze üstümüze geldi.

Şunu çok iyi biliyorlardı ki Türkleri savaş alanlarında yenmeleri mümkün değildi.

İşte bu yüzden içerideki maşalarıyla insanımızı birbirine kırdırıp, zayıflatarak; Kurtuluş savaşında başamadıklarını başarıp, ülkemizi parçalamaktı amaçları.

Darbelerle, kaos planlarıyla neredeyse emellerine ulaşcaklardı ama milletimizin duyarlılığı sayesinde hevesleri kursaklarında kaldı.

Yani Sevgili Dostlar Cumhuriyetimizin çocukluğu da gençliği de travmalarla geçti.

Geç de olsa bunu anladık, şimdi tedavi zamanı.

Peki bunu nasıl başaracağız?

Herşeyden önce birbirimizi önce insan olarak görmeli, herkesin hakkına hukukuna saygı göstermeliyiz.

Kimse kimseyi sevmek zorunda değil ama saygı göstermek zorundadır.

BİZ KARDEŞİZ!

KARDEŞLER ARASINDA ZAMAN ZAMAN UFAK TEFEK KIRGINLIKLAR TARTIŞMALAR HATTA KAVGALAR OLABİLİR AMA ZOR DURUMDA YİNE BİRBİRİMİZE SARILMAK ZIRUNDAYIZ!

BU VATAN HEPİMİZİN!

ONU KORUMAK HEPİMİZİN GÖREVİDİR!

Saygılarımla

Sebahat Karagöz  - ALINTIDIR  AHMET KISA

 

 





 ADI SOYADI :  
 
 E-MAİL :  
 
 
 
 
 
 
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR
 
1 - TÜRK ÇOCUKLARINA TÜRK İSİMLERİ

29-09-2022 - 04:49

 
2 - KÖŞEYE SIKIŞANLAR

27-09-2022 - 06:11

 
3 - DİNİ DAR

23-09-2022 - 05:46

 
4 - CEHALET VE KADIN

07-08-2022 - 04:33

 
5 - BİRİ BANA DUR DESİN...

30-07-2022 - 14:52

 
 
DİĞER YAZILAR :  [ 1 ]  [ 2 ]  [ 3 ]  [ 4 ]  [ 5 ]  [ 6 ]  [ 7 ]  [ 8 ]  [ 9 ]  [ 10 ]  [ 11 ]  [ 12 ]  [ 13 ]  [ 14 ]  [ 15 ]  [ 16 ]  [ 17 ]  [ 18 ]  [ 19 ]  [ 20 ]  [ 21 ]
 
YAZARIMIZA AİT SİSTEMİMİZDE KAYITLI TOPLAM 105 ADET YAZI KAYITLI .
 
 
Aydın Hava Durumu


           YAZARLAR

           ANKET

Henüz eklenmiş bir anketimiz bulunmamaktadır !

Süper Lig Puan Durumu

  •   Takım Adı O G B M Av P


RSS © 2014 Aydın Haber Merkezi
Site iceriginin izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanilmasi yasaktir
Gizlilik Ilkeleri | Kullanim Kosullari | Künye | Reklam | Iletisim