Anasayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle

Sitene Ekle Künye Arşiv  İletişim  rss  
ANASAYFA VİDEO GALERİ FOTO GALERİ İLETİŞİM  
 
KUŞADASI KUŞTUR PAZARINDA YANGIN
ŞİRİNDEREYİ GECE YARISI FIRTINA VURDU
Bir kadın daha eksilmeyeceğiz!
TÜRK KADINLARI BİRLİĞİ DERNEĞİ AYDIN’LI KADINLARLA
EHLİYETTE YENİ DÖNEM BAŞLIYOR


Aydın Haber Merkezi - UMUDA YOLCULUK
UMUDA YOLCULUK BU YAZININ EKLENME TARİHİ 21-11-2021 / 08:43 | BU YAZI TOPLAM 173 KEZ OKUNDU.
   
SANATTAN YANSIMALAR
ahmetkısa@hotmail.com
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
UMUDA YOLCULUK

dokunulmamış sevgiler
inci çiçeği...
deniz dibinde
midye sedefi bir yürek...
açar açmaz
güneşe gülümseyen papatya...

içimin ırmağında bir serseri mayın
geceye inat yanıp sönen ateşböceği
umutlarım gökyüzünde uçurtma
çoğalmanın coşkusu yürekte...

dinle bak!
ruhum İzmir akşamlarını
soluyor derinden derine...
erguvan renkli havuzda Haşim
geçmiş zamanları dinliyor...

yaşamın sarhoşluğunda
binbir renk, binbir koku...
yüreğim
filizkıran fırtınalarından uzak
yamalarını
bir iyice saklayıp
sığınmış limanına
hüzünlü gözlerinin...

akşamlardan herhangi bir akşam işte
içimde dünden kalma şaşkın bir telaş
bir / yeniden bulma/ sevinci sanki
kaybedilenlerin yerine...

gecenin mavisinde buğulu dolunay
umuda yolculuğa uğurluyor beni
aydınlık yarınlara...
Ayşe TURAL –ALINTIDIR AHMET KISA

FAKİR BAYKURT’UN UNUTAMADIĞI ANA NASİHATİ ..


“Kahveden gelen güzel kokulara dayanamayan Fakir Baykurt annesine ‘Çay isterim, ille de çay!’ diye tutturur.
Annesi evladının bu isteğini geri çeviremez.
Oğlunun elinden tutup kahvehanenin yolunu tutar...
Kahveci Topal Hüseyin’i yanına çağırıp
‘Bir bardak çay getir benim oğlana’ der.
Çay geldikten sonra o anki heyecan ile çayın nasıl içileceğini bilemeyen Fakir Baykurt sıcak çaydan büyük bir yudum aldıktan sonra ağzı yanınca bardağı birden yere fırlatır.
Çay bardağı toprağa düştüğü için kırılmasa da Fakir Baykurt annesinin ona tokat atacağını düşünür.
Fakat öyle olmaz.
Annesi Topal Hüseyin’i çağırıp bir çay daha getirmesini ister.
Baykurt, ikinci çayı bu kez üfleyerek içer. Yıllarca annesine o gün niye kendisine tokat atmadığını sorsa da annesi bu soruyu hep cevapsız bırakır…
Fakir Baykurt’un annesi bu sorunun cevabını yıllar sonra oğlunun öğretmenlik yaptığı köy okulunda verir.
Annesi Elif Baykurt’un dersine girdiği o günü ise şu sözlerle anlatır Fakir Baykurt:
-Sınıfta estim, gürledim!.
Ders bitince dışarıda anneme sordum: Anacığım beğendin mi öğretmenliğimi?
Annem ise ‘Eh, işte fena değil’ dedi.
‘Müfettişler geliyor; iyi veriyor, pekiyi veriyor. Sen de fena değil diyorsun, nasıl olur böyle?’
diye sordum.
Fakir Baykurt’un annesi ise herkese ders olması gereken şu sözleri söyler:
-Yıllarca sordun, durdun. Şimdi söylüyorum, aç kulağını dinle!
Ben sana çay döktüğün gün kızsaydım, içindeki aslan küserdi.
Dövseydim, o aslan ölürdü!
Böyle öğretmen falan olamazdın.
İşte, sen de benim yaptığımı yap,
sakin ol.
Dayak atıp bu çocukların içlerindeki aslanı sakın öldürme…”
Adı FAKİR ama ANA dan zengin
Büyük yazar: Ruhunuz Şad Olsun…

Alıntı - Minay Kara-A AHMET KISALINTIDIR

GÜZEL BİR GÜNE SICACIK BİR MERHABA EFENDİM... SEVGİ VE SAYGI HAYATINIZIN IŞIĞI OLSUN... İYİ Kİ VARSINIZ...
İSTEMEK GEREK



“ susayınca

suyu istemek gerek”
dedi, bilge...
hem de çölde kalmış yolcu misali
dilin damağın kuruyarak
iste,
ara,
bul senin olsun...

kanat çırptı güvercin
uç, dedi yavrusuna
haydi uç!
bak işte gökyüzü senin
uçarsan
bulutlar da senin
güneş de
haydi bir cesaret...

dut yaprağındaki tırtıl,
doyunca uzandı çatalına dalın
yerleşiverdi...
yavaşça
derin uykusuna yattı
değişimin
ipekçe dünyasına...

bir bebek
tutundu
sıkıca tutundu
anasının rahmine
yaşamak uğruna,
yarınlar uğruna,
inatla, umutla...

her ne istersen
onu iste
AŞKLA iste
umutla besle
sevgiyle sar sarmala
ışık ışık gözbebeklerine
otursun mutluluk... 

AYŞE TURAL –ALINTIDIR  AHMET KISA

DÜNYANIN EN TANINMIŞ SAVAŞ ŞİİRİ, “BEKLE BENİ” NİN İLGİNÇ ÖYKÜSÜ.

İkinci dünya savaşı’nın en sert yılları. Rusya, Alman kuşatması altındadır. Tarihin gördüğü bu en büyük savaşta (stalingrad savaşı), Rus ordusunda şair ve gazeteci Konstantin Simonov da cephededir.Mermiler, toplar bir yağmur gibi yağmaktadır. Simonov tetiktedir, ama bir türlü savaşa konsantre olamaz.Zira geride biricik sevgilisi, dünyalar güzeli Valentina Serova’yı bırakmıştır.Aklı hep ondadır.Deli gibi özlemektedir.Ama asla umutsuz da değildir.Bu cehennemi andıran savaştan sağ kurtulup onunla yaşayacağı günleri düşlemektedir.İşte bu karmakarışık duygular içerisinde, sonradan efsaneleşecek şiirini yazmaya koyulur.
Şiiri bitirdikten sonra, izne ayrılan bir askere teslim ederek, çalıştığı gazeteye ulaştırmasını rica eder.Şiir gazete tarafından yayımlanır.Sonrası malum, fırtına.Şöyle özetlemek gerekir: O dönemde savaşta ölen hemen hemen bütün askerlerin ve subayların cebinden aynı şiir çıkar: Bekle beni.Şiir öylesine büyük etki yaratır ki, Rusya’da kutsal metinler dışında en çok okunan metin olma özelliğini taşır.
Savaş biter, Simonov hemencecik Valentina’nın yanına gider. Evlenirler ama Valentina, artık Sovyet sinemasının en ünlü oyuncularından biridir. Valentina’nın uçarı ve aykırı bir hayat sürmesi, ortalıkta bazı dedikoduların dolaşması ile beraber artık ilişkinin eski sıcaklığı, eski samimiliğini onda bulamaz ve onu da üzmemek adına ayrılır.Yine de sevmekten asla vazgeçmez. Nitekim Valentina 1975 yılında öldüğünde cenazesine gitmez. Hemen ertesi günü Valentina’nın mezarında çiçeğin birine iliştirilmiş bir kağıt parçası bulunur, üzerinde bekle beni şiiri yazılıdır. Simonov, onu daha fazla bekletmeden, sadece dört yıl sonra ölür. Bu kez kavuşma sonsuzdur.

BEKLE BENİ
Bekle beni, döneceğim
bütün direncinle bekle beni.
Bekle hüzün yağmurları
gökyüzünü kaplayınca,
kara kış üşütürken bekle,
sarı sıcaklar yakarken bekle.
Kimseler beklemezken bekle beni,

unut anılarla yüklü bir geçmişi.
Ne bir mektup ne bir haber
gelmesin ne çıkar, bekle beni.
Bekle beni döneceğim.
Bekle, yalnızca sen bekle beni.

Bekle beni döneceğim,
bırak beklemekten usanmış dostlarım
oğlum, anam, yoldaşlarım
öldüğümü sansınlar benim.
Umudu kesip bir ateşin başında
beni yad edip içsinler, ama sen
içme sakın yürek acısı o şaraptan.
İnançla, sabırla bekle beni.

Bekle beni, döneceğim.
Tüm ölümlere inat bekle.
Çünkü o büyük bekleyişin
düşman ateşinden kurtaracak beni.
Bekle kızgın sıcaklar içinde,
karlar savrulurken bekle beni,

yalnızca seninle ben, ikimiz
ölümsüz olduğumuzu bileceğiz;
O sırrı, o hiç kimsenin bilmediği.
Kimseler beklemezken
beni beklediğini.
Konstantin Simonov - (çeviren: Sacide Üçer)
-Alnt- Figen Sevinç Küçüker –ALINTIDIR AHMET KISA



 

· 

 

 

 

 

 





 ADI SOYADI :  
 
 E-MAİL :  
 
 
 
 
 
 
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR
 
1 - MİLLET MEKTEPLERİ .

30-11-2021 - 14:14

 
2 - İSTEMEK GEREK

26-11-2021 - 13:18

 
3 - UMUDA YOLCULUK

21-11-2021 - 08:43

 
4 - İSTEMEK GEREK

15-11-2021 - 15:34

 
5 - GÜNLERDEN 10 KASIM..

11-11-2021 - 12:59

 
 
DİĞER YAZILAR :  [ 1 ]  [ 2 ]  [ 3 ]  [ 4 ]  [ 5 ]  [ 6 ]  [ 7 ]  [ 8 ]  [ 9 ]  [ 10 ]  [ 11 ]  [ 12 ]  [ 13 ]  [ 14 ]  [ 15 ]  [ 16 ]  [ 17 ]  [ 18 ]  [ 19 ]  [ 20 ]
 
YAZARIMIZA AİT SİSTEMİMİZDE KAYITLI TOPLAM 100 ADET YAZI KAYITLI .
 
 


Aydın Hava Durumu


           YAZARLAR

           ANKET
Hükümetin Küresel Salgın ile mücadelesini nasıl buluyorsunuz.
% 30 √ Toplam : 249 - Başarı Buluyorum.
% 61 √ Toplam : 504 - Başarısız Buluyorum.
% 11 √ Toplam : 84 - Fikrim Yok
   

Süper Lig Puan Durumu

  •   Takım Adı O G B M Av P


RSS © 2014 Aydın Haber Merkezi
Site iceriginin izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanilmasi yasaktir
Gizlilik Ilkeleri | Kullanim Kosullari | Künye | Reklam | Iletisim