Anasayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle

Sitene Ekle Künye Arşiv  İletişim  rss  
ANASAYFA VİDEO GALERİ FOTO GALERİ İLETİŞİM  
 
Yüksek değerin, elektriksel dalgalanmadan kaynaklandığı belirtildi
NAZİLLİ GENÇLİK KONSERİ NAZİLLİYİ SALLADI
AYDINLI YARIŞMACI DESTEĞİNİZİ BEKLİYOR
Vali Aksoy’ 19 Mayıs Mesajı Yayımladı
AYESOB Başkanı Künkçü Oldu


Aydın Haber Merkezi - ÇÖKÜŞ- BOZULMA …
ÇÖKÜŞ- BOZULMA … BU YAZININ EKLENME TARİHİ 13-05-2022 / 14:46 | BU YAZI TOPLAM 311 KEZ OKUNDU.
   
KONUK YAZAR
nevzatcetin@gmail.com
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ÇÖKÜŞ- BOZULMA …

  II. Viyana Kuşatması veya Viyana Bozgunu, 1683 yılında IV. Mehmet devrinde Osmanlı İmparatorluğu’nun Viyana’yı kuşatması ile gerçekleşen bir duraklama dönemi savaşıdır. 17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu ile Avusturya Arşidüklüğü arasında yapılan savaşların en uzun süreni bu kuşatma ile başladı.Avusturya, yönetimi altındaki Macarlara iyi davranmıyor, onları ağır vergilerle eziyordu.... Ayrıca mezhep hürriyeti de tanımıyordu. Macarlar, baskılara daha fazla dayanamayınca Tökeli İmre’nin önderliğinde ayaklandılar. Kendi güçleriyle başarılı olamayacaklarını anladıklarından Osmanlı İmparatorluğundan yardım istediler....

Politik nedenlerden dolayı Osmanlı İmparatorluğu uzun yıllardır Macaristan’da ve Avusturya’da Katolik olmayan azınlığa yardımda bulunuyordu. Osmanlılar zaten Tökeli İmre’yi yukarı Macaristan kralı olarak tanıyorlardı. Henüz kuşatmadan önce Osmanlı İmparatorluğu ve Habsburglar arasında Vasvar Antlaşması’nın bir sonucu olarak yirmi yıllık bir barış sözleşmesi vardı....

1681 ve 1682’de Tökeli İmre ile Habsburglar arasındaki sınır çatışması şiddetini artırdı. Habsburg kuvvetlerinin merkezi Macaristan içlerine tecavüz etmeleri, Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’ya Osmanlı ordusunu sefere çıkarmak için IV. Mehmet ve divanını ikna etmek için önemli bir gerekçe oldu. Padişah IV. Mehmet, Kara Mustafa Paşa’ya Yanıkkale (Raab) ve Komarom kalelerine (ikisi de Kuzeybatı Macaristan’da) operasyon yapmaya ve onları kuşatmaya izin verdi.... Osmanlı ordusu 21 Ocak 1682’de seferber edildi. 6 Ağustos 1682’de de savaş ilan edildi....

Osmanlı ordusu 14 Temmuz’da Viyana’yı kuşattı. Artakalan 11.000 askerin, 5.000 sivil ve gönüllünün lideri Graf Ernst Rüdiger von Starhemberg teslim olmayı reddediyordu. Viyanalılar şehrin etrafındaki evleri ve duvarları tahrip ettiler, yıkıntıları temizlediler ve boş bir alan bıraktılar. Kara Mustafa Paşa bu problemi kuvvetlerine şehre doğruca giden hendek kazmalarını emrederek çözdü....

Osmanlılar zamanı hesaba almadılar, bununla beraber zaman onların tarafında değildi. Bu noktadaki hataları, savaşın ilanından sonra ordularını birleştirip ilerlememeleri; yardım kuvvetlerinin ulaşmasına izin verdi. Tarihçiler Kara Mustafa Paşa’nın şehri zenginlikleri ve bozulmamış haliyle ele geçirmek istediğini söylemektedir....

Viyana’ya ise her anlamda yiyecek desteği kesilmişti.... Garnizon ve sivil gönüllüler aşırı kayıplara katlanıyordu....

Kışla hizmeti öyle bir problem haline geldi ki Graf Ernst Rudiger von Starhamberg herhangi bir asker nöbette uykuda bulunursa öldürüleceği emrini verdi. Ümitsizlik gittikçe artıyordu. Bu sırada Lorraine dükü V. Charles komutası altında olan imparatorluk kuvvetleri, Macar Tökeli İmre ile Viyana’nın 5 km kuzeydoğusunda, Bisamberg’de çarpışıyorlardı....

Kuşatma devam ederken Lehistan Kralı Sobieski’nin 120 bin kişilik yardım kuvvetini, Kırım Hanı Murad Giray Han’ın durduramaması üzerine bu Viyana Kuşatması neticesiz kaldı....

Yasemin SismanDünya Medeniyetler Tarihi-ALINTIDIR AHMET KISA

SUZ ÖLÜM 

Mimar Sinan atını dizginler yanına da yaverlerini alır, Çekmece kıyılarını başlar dolaşmaya. Beşiktaş’a kadar İstanbul’un kıyılarında dereleri, akan suları tespit eder. Bu suların önü örüldüğü, baraj yapıldığı takdirde nereye kadar yükselir, nereden nereye kemer yapılarak İstanbul’a getirilebilir, bunun günlerce hesabını yapar ve Kanuni’nin huzuruna çıkar.
Kanuni Sultan Süleyman Han sorar: "Mimarbaşı, ne oldu İstanbul’a su getirmek mümkün müdür acep?" Mimar Sinan, "Belki sultanım mümkündür. Ancak çok büyük masrafı var ." der...
Kanuni’nin, Mimar Sinan’a "Mimarbaşı sen İstanbul’a su getirmenin mümkün olup olmadığını söyle. Eğer mümkünse ben altın keselerini su yoluna uç uca dizmeye razıyım." dediği rivayet edilir...
Bunun üzerine Mimar Sinan kolları sıvar ve İstanbul’un dışındaki suları Kağıthane civarında belli yerlerde toplar, orada da dere içlerine büyük geçitler yararak İstanbul’a getirir ve şehrin belli meydanlarında umumi çeşmeler yaparak suyu akıtır. Bu çeşmelerin tamamı da kırkı bulur. Ve kırk Çeşme suları akmaya başlar. O güne gelinceye kadar, musluk gibi bir adet olmadığı için sular boşa akıp gider. O gün çok pahalıya mal olan suyu artık bostanlara, yollara akıtmak istemezler ve ilk defa İstanbul’da "lüle" dedikleri musluğu çeşmelere koyarlar.
Su böylesine pahalıya geldiği ve kıymet kazanmaya başladığı için Kanuni Sultan Süleyman Han bir ferman çıkarır ve "İstanbul meydanlarındaki umumi çeşmeler halkın malıdır. Hiç kimse bu çeşmelerden gizlice yeraltlarından evine su alamayacaktır." Bu umumi kaidenin bir istisnasını da koyar Kanuni o da özel olarak Mimar Sinan’a iletilir. Denilir ki: "Sen İstanbul’a böylesine güzel bir çalışma sonunda kırk çeşme sularını getirdin. Sen evine özel olarak bir lüle su alabilirsin." Süleymaniye civarındaki meydan çeşmesinden Mimar Sinan’ın evine özel olarak yol yapılır ve su akıtılır. Böylece Mimar Sinan evinde özel suyu olan tek kişi olur. Mimar Sinan Şehzadepaşa Camii, Süleymaniye Camii ve Edirne’deki Selimiye Camii’ni yaptıktan sonra vücudu yorgun düşer ve yaşlanır. Devir değişir dünyadan herkes göçtüğü gibi Kanuni Sultan Süleyman Han’da vefat eder ve yerine başka bir padişah geçer. Osmanlı İmparatorluğu’nun baş Mimarı olan Mimar Sinan yorgun vücudunda takati kalmadığı için artık yerindenkalkamaz hale gelir ve birçok talebeye bilgileri akseder.
Bir gün Mimar Sinan’ın kapısı çalınır. Vücudunda derman kalmayan Mimar Sinan binbir zorlukla gider kapıyı açar. Gelen kişiyi içeri davet eder. Ama adam; "Ben Sarayın postacısıyım. Sizin için emir aldım. Sizi divana çağırıyorlar. Zannedersem bir soruşturmaya tabi tutulacaksınız" der. 99 yaşındaki Mimar Sinan ihtiyarlığına rağmen hazırlanır. "Acaba Saraya niye çağırılıyorum" düşüncesi ile dalgın dalgın gider. Saraya girince bakar ki bir soruşturma heyeti kurulmuş onu bekliyor. Bütün kadılar, ulemalar, müftüler hepsi bir ağızla Başmimara şöyle derler: "Senin hakkında şikayet var. Eve su almak yasak olmak yasak olduğu için, hiç kimse evinde özel olarak su almasın" diye padişah fermanı olduğu halde, sizin evinizde özel su varmış." Mamir Sinan’da doğrudur der ve devam eder: "Cihan padişahı bana özel olarak müsaade etmişti. İstanbul’a yaptığım su hizmetinden dolayı sadece benim şahsıma su müsaade etmişti de almıştım." Mahkeme heyeti: "Peki o halde şu müsaadenizi yani fermanı görelim de ses çıkarmayalım. Kimseye verilmemesine rağmen sizinki devam etsin." Mimar Sinan: "Ben o zaman Cihan Padişahından ferman istemekten hicap etmiştim. Fermanım yok, ama su benim evimde akıyor." Divanda konuşmalar alır başını gider ve şöyle bir kanıya varılır; "Mimar Sinan Başmimar olarak büyük hizmetler yapmıştır, evinde suyu aksın." Tam o esnada başkaları cevap verir: "Al-i Osman’a hizmet eden sadece Sinan değildir. Sinan gibi daha nice hizmet edenler vardır. Ya onlarında evine özel su gitsin yada Sinan’a bu ayrıcalık tanınmasın." Derken münakaşalar olur uzun süren bu münakaşaların ardından Divan şöyle bir karara varır: "Sinan gibi diğer hizmet etmiş insanların da evlerine su bağlanamayacağı gibi Sinan’a verilen su kesilmeli, fakat şimdiye kadar kullandığı suyu fermansız kullandığı için bir cezaya mucip olmamalıdır."
99 yaşındaki Mimar Sinan Hazretleri Divan’dan çıkar elinde bastonu çok üzgün oldğu halde evine gelir. Bu hizmetini Allah için yapan Başmimar Kendisine bir ayrıcalık tanınsın, özel bir mükafat verilsin duygularını kesinlikle benimsememişti. Mimar Sinan 100 yaşına geldikten sonra ağır hastalanır yatağa düşer. Vefatı esnasında bir bezi suya batırıp dudağına çalmak isterlerken bakarlar ki, evindeki musluktan su akmıyor. İstanbul’a su getiren Mimar Sinan susuz evde vefat eder. Vefatı sırasında bu olay başında konuşulunca şu cevabı verir:
"Biz hizmetimizi dünyada bir bardak suya satacak kadar menfaat düşkünü değiliz. Biz hizmetimizi Allah için yaptık ve mükafatını da ahirette bekliyoruz. Dünyada evimize su verilmediği için meteessir değiliz.”
BU GÜN O’NUN ÖLÜM YIL DÖNÜMÜ...
*İz Bırakanlar...
SEDEF DİNKÇİ... - Bariş Atik
- ALINTIDIR AHMET KISA JANDARMA ER HALİM


Çarlık Rusya’nın Manastır Konsolosu Aleksandr Rostkovski’nin attığı tokata kayıtsız kalamayıp, konsolosu öldüren Jandarma Er Halim’in tutukluluk anı.
Halim olaydan sonra tüfeğini silah sesini duyup olay yerine koşan Enver Bey’e (Paşa) teslim etti. Yargılama sonrası idam edildi.
1-Jandarma Er Halim idam edildi.
2-Olayı durdurmadığı iddiasıyla Jandarma Er Abbas idam edildi.
3-Kumandanlar 5 ila 15 yıl arasında değişen cezalara çarptırıldı.
4- Maktul hakkında kötü konuştukları gerekçesiyle iki Mülazım görevden atıldı.
5-Vali Paşa Fizan’a sürüldü.
6-Sadrazam ve Har. Naz. Rus sefirini ziyaret etti.
7-Sefir ÖZÜRÜ KABUL ETMEDİ.
8-Abdülhamid tarafından Rus çarına özür/taziye telgrafı çekildi.
9-Çardan özür dilendi hızlı yargılamadan vs bahsedildi.
10-Maktulun ailesine 400 bin frank ödendi.
Konsolosun ölüm/öldürülme sebebi tokat ve kırbaçtan ziyade “Beni iyi tanırsın, size böylesi lâyık alçak Türkler!..” ifadelerini kullanma edepsizliğidir.
Halim ise tüfeği konsolosa çevirmiş, “Türk neferi de kendini döven Rus konsolosuna böyle tanıtır...” diyerek konsolosu vurdu.
- - - - - - - - - - - - - ! ! ! - - - - - - - - - - -
Bu kadar zaafiyet ve yönetim acziyeti içinde bulunan osmanlı nasıl yaşasın ? Abdulhamitte, Vahdettinde bu çürüyen saltanatın son zincirleri. Osmanlı İmparatorluğu son yirmi yıldaki yönetim zaafiyetinden kendi topraklarında 32. Sancak beğini koruyamamıştır. Yani bu enkazdan başka milletlere mensup 32.farklı devlet doğmuştur .
Osmanlı Balkanlardan-Afrikaya, Arap yarımadasından-Anadoluya bütün ülke topraklarını koruyamamıştır. Artık koca imparatorlüğün Başşehri istanbul bile işgal altında iken Türk ne yapsın ? Türk dişini tırnağına takarak, asırlardır hakim olduğu Anadolu da yeniden bir devlet kurmuştur. Çürüyen sistemi değiştirip, Cumhuriyet kurmuştur.
Demek ki Korkudan astığınız jandarma er Halim
haklı imiş. Başta Mustafa Kemal olmak üzere Türk milli devletinin kurulmasında emeği olan her nefer bizim tarihimizdir.
Tarihine/Yurduna sahip çık TÜRKİYE.            

TURAN AKKILIÇDÜNYA MEDENİYETLER TARİHİ – ALINTIDIR  AHMET KISA

Turan Altan Akkılıç  -  ALINTIDIR  AHMET KISA                                                 

                                                        

 Zalimliğiyle ünlü bir Kral, idam cezası verdiği iki mahkumdan birinin canını kendisini çok eğlendirecek bir yolla bağışlamak ister.
Sonra iki darağacı kudurur ve mahkumlardan ikisine de, omuzlarına basacakları, ve güvenebilecekleri birer kişi çağırmalarını ister.
Bir taraftanda ülkenin bilge kişisini de kendince sınamak istemiştir.
Bu yüzden herşey hazır olduğunda yanıbaşına oturtmuştur yaşlı bilgeyi.
Sonrasında mahkumlar kendi seçimleri ve istekleriyle çağırdıkları kişilerin omuzlarına basar ve boyunlarına ipler geçirilir...
Mahkumkardan biri çok güçlü kuvvetli birini çağırmıştır.Diğeri ise kendisinden daha cılız olan arkadaşını çağırmıştır ve onun omuzlarına basmaktadır.
Kral tam o anda sorar yaşlı bilgeye.
- "Hadi şimdi göster hünerini.Sence önce kim yıkılacak?
Güçlü olan mı? Yoksa şu cılız olan mı?"
- Yaşlı bilge kendinden emin cevap verir.
-"Güçlü olan çok sürmez yıkılır efendim.Diğer cılız olan ise ölse yıkılmaz.Cılız olanın omuzlarına basan mahkum canını kurtaracaktır.-"
İki saatlik çok çekişmeli geçen ölüm kalım savaşında, güçlü adam yıkılıverir en sonunda.Ve onun omuzlarına basan mahkum darağacında can verir.
Kral şaşkın bir halde sorar yaşlı bilgeye.
-"Nasıl oldu da şu cılız adamın galip geleceğini bildin? Sen gerçek bir bilgesin-"
Yaşlı bilge yerinden kalkmış sevinç içinde arkadaşına sarılan ve canını kurtaran mahkuma bakar ve Kral’a şöyle der.
-"Bunu bilmemin bilge olmakla alakası yoktur.
İki mahkum darağacına çıkarılmadan önce onları dikkatle izledim.Kendi istekleriyle çağırdıkları adamlar yanlarına geldiler.Biri çağırdığı güçlü adama bir kese altın verdi.Belliki parasıyla tutmuştu onu, canını kurtarabilmek için.
Bunun için o adamın güçlü vücudunun kâfi geleceğini düşünüyordu.
Diğeri ise uzun uzun sarıldı arkadaşına.Birlikte gözyaşı döktüler.Sonra o cılız adam yeminler etti arkadaşına.
Ölsem yıkılmam diye.
Gerçek birer arkadaş olduklarını anladım o anda... Ben sadece menfaat üzerine kurulan şeylerin çok uzun sürmeyeceğini bildim efendim... "
-Menfaat üzerine kurulan herşey, yıkılmaya mahkumdur...

Alıntı....  Emine Yenişen Uçar-ALINTIDIR  AHMET KISA

 

 

 

 

 

 





 ADI SOYADI :  
 
 E-MAİL :  
 
 
 
 
 
 
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR
 
1 - KADIN MI, BAYAN MI?

22-05-2022 - 18:28

 
2 - SAĞLIK

20-05-2022 - 15:51

 
3 - AYDIN’I TANIYALIM...

17-05-2022 - 17:44

 
4 - MUSTAFA MUĞLALI OLAYI

16-05-2022 - 09:38

 
5 - TÜRKÇE KONUŞ..

14-05-2022 - 18:53

 
 
DİĞER YAZILAR :  [ 1 ]  [ 2 ]  [ 3 ]  [ 4 ]  [ 5 ]  [ 6 ]  [ 7 ]  [ 8 ]  [ 9 ]  [ 10 ]  [ 11 ]  [ 12 ]  [ 13 ]  [ 14 ]  [ 15 ]  [ 16 ]  [ 17 ]  [ 18 ]  [ 19 ]  [ 20 ]  [ 21 ]  [ 22 ]  [ 23 ]  [ 24 ]  [ 25 ]  [ 26 ]  [ 27 ]  [ 28 ]  [ 29 ]  [ 30 ]  [ 31 ]  [ 32 ]  [ 33 ]  [ 34 ]  [ 35 ]  [ 36 ]  [ 37 ]  [ 38 ]  [ 39 ]  [ 40 ]  [ 41 ]  [ 42 ]  [ 43 ]  [ 44 ]  [ 45 ]  [ 46 ]  [ 47 ]  [ 48 ]  [ 49 ]  [ 50 ]  [ 51 ]  [ 52 ]  [ 53 ]  [ 54 ]  [ 55 ]  [ 56 ]  [ 57 ]  [ 58 ]  [ 59 ]  [ 60 ]  [ 61 ]  [ 62 ]  [ 63 ]  [ 64 ]  [ 65 ]  [ 66 ]  [ 67 ]  [ 68 ]  [ 69 ]  [ 70 ]  [ 71 ]  [ 72 ]  [ 73 ]  [ 74 ]  [ 75 ]  [ 76 ]  [ 77 ]  [ 78 ]  [ 79 ]  [ 80 ]  [ 81 ]  [ 82 ]  [ 83 ]  [ 84 ]  [ 85 ]  [ 86 ]  [ 87 ]  [ 88 ]  [ 89 ]  [ 90 ]  [ 91 ]  [ 92 ]  [ 93 ]  [ 94 ]  [ 95 ]  [ 96 ]  [ 97 ]  [ 98 ]  [ 99 ]  [ 100 ]  [ 101 ]  [ 102 ]  [ 103 ]  [ 104 ]  [ 105 ]  [ 106 ]  [ 107 ]  [ 108 ]  [ 109 ]  [ 110 ]  [ 111 ]  [ 112 ]  [ 113 ]  [ 114 ]  [ 115 ]  [ 116 ]  [ 117 ]  [ 118 ]  [ 119 ]  [ 120 ]  [ 121 ]  [ 122 ]  [ 123 ]  [ 124 ]  [ 125 ]  [ 126 ]  [ 127 ]  [ 128 ]  [ 129 ]  [ 130 ]  [ 131 ]  [ 132 ]  [ 133 ]  [ 134 ]  [ 135 ]  [ 136 ]  [ 137 ]  [ 138 ]  [ 139 ]  [ 140 ]  [ 141 ]  [ 142 ]
 
YAZARIMIZA AİT SİSTEMİMİZDE KAYITLI TOPLAM 706 ADET YAZI KAYITLI .
 
 


Aydın Hava Durumu


           YAZARLAR

           ANKET

Henüz eklenmiş bir anketimiz bulunmamaktadır !

Süper Lig Puan Durumu

  •   Takım Adı O G B M Av P


RSS © 2014 Aydın Haber Merkezi
Site iceriginin izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanilmasi yasaktir
Gizlilik Ilkeleri | Kullanim Kosullari | Künye | Reklam | Iletisim